||||
Ara
 
Katılımcı İzlenimleri
İlgili Dosyalar
Work & Travel > Katılımcı İzlenimleri
Boğaziçi'den Muhammed Şahin

“İnsan Amerika’da yaşarken kendi başına ne kadar çok şey yapabileceğini fark ediyor. Bu sayede hem kendinize olan özgüveniniz artıyor hem de hayattan beklentilerinizde bir artış oluyor. Aynı zamanda sürekli yeni insanlarla tanıştığım ve bunların birçoğuyla arkadaş olduğum için insan ilişkilerimde olumlu yönde gelişmeler oldu."

 

Muhammet Şahin 21 yaşında ve Adanalı... İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 2. sınıfta okuyor. İnternet ve bilgisayar oyunları oynamadan duramıyor. Bunun yanında hiking yapmayı ve bowling oynamayı çok seviyor. Arkadaşları onu çok uyumlu ve yenilikleri her zaman kucaklayan bir insan olarak tanımlıyor. Muhammet tipik bir aslan burcu... 2008 yılında mezun olacak Boğaziçi’den. Gelecek için de “ne iş olsa yaparım” deyip piyasaya atılmayı düşünüyor.

Work&Travel programıyla Amerika’nın hangi şehrine gittin ve ne kadar kaldın? Kaç şehir gördün? Amerika’ya ilk ayak bastığında neler hissettin?
Philadelphia civarındaki Allentown şehrinde çalıştım. Amerika’da New york, Washington, Philadelphia ve Atlantic City’nin yanında, kaldığımız yere çok uzak olmasına rağmen Buffalo City ve Niagara Şelalesi'ni de görme fırsatını yakaladım. Uçaktan indiğimde hissettiğim tek şey bana tamamıyla yabancı olan bu ülkede kendime olan güvenimdi. Tabii ki yepyeni bir maceraya atılmanın yarattığı heyacanı ve yolculuğun sebep olduğu yorgunluğu da unutmamalıyım.

İlk başta alışmakta çok zorluk çektin mi? Nelere alışmakta güçlük çektin ve en çok hangi sorunlarla karşılaştın?
Aslında pek bir uyum sorunu yaşamadım. Zaten 2 arkadaşımla gitmiştim ve oradaki diğer çalışanlarda diğer birçok Amerikalı gibi çok yardımsever olduğu için herhangi bir sorun yaşamadım. İlk günlerimde tek sorunum yemek konusundaki yanlış seçimlerimdi. Türkiye'de görmediğim Amerika’ya özgü tadları denemek isterken, ilk birkaç gün aç kaldım diyebilirim.

Ne tür işler yaptın?
Benim çalıştığım yerde insanlar her gün farklı bir yerde çalışmakta iken ben sadece kasiyerlik yaptım, sanırım bunda diğer işleri yapamayacak kadar yeteneksiz olmamın payı vardı.

Aylık kazancın neydi?
Aslında haftalıklarımız iş yoğunluğuna göre değişiyordu ama Temmuz ve Ağustos içerisinde 400$-450$ doların altına düşmedi. Eylül ayında hem işlerin azalması hem de bizim gezmek için daha az çalışmamız sebebiyle haftalıklarımız 300$ civarına inmişti.

Bütün danışmanlık şirketleri Work&Travel’a katılmak için harcanan paranın 4-5 misli para kazanılabildiğini söylüyor. Bana açıkçası pek inandırıcı gelmiyor ama Sen Türkiye’ye dönerken program bedelini gerçekten çıkarabildin mi? Belli bir birikim ile Türkiye’ye döndün mü?
Ben Amerika’da iken sadece bir işte çalıştım ve kaldığım yere haftalık 75$ ödedim. Türkiye dönerken yanımda bir kamera ve bir bilgisayar getirdim. Eve geldiğimde cebimde yaptığım tüm masrafları karşılayacak kadar para vardı. Şimdi bir de orada harcadığım vergileri geri alacağım. Orada Amerikalılar ve diğer öğrenci arkadaşlarla yaptığımız gezilerde harcadığım paralardan bahsetmiyorum bile. Özetle Work and Travel programı istenildiği zaman gerçekten iyi para kazanılabilecek bir program ama benim böyle bir amacım olmadığı için herhangi bir birikim yapmadım.

Dünya görüşün, hayattan beklentin, insanlarla olan iletişimin gibi konularda Amerika’ya gitmeden önceki sen ile, orada yaşadıktan sonraki sen arasında ne gibi değişiklikler oldu?
İnsan orada yaşarken kendi başına ne kadar çok şey yapabileceğini fark ediyor. Bu sayede hem kendine olan özgüvenin artıyor hem de hayattan beklentilerinizde bir artış oluyor. Aynı zamanda sürekli yeni insanlarla tanıştığım ve bunların birçoğuyla arkadaş olduğum için insan ilişkilerimde olumlu yönde gelişmeler oldu bu sayede. Geçen senelerde olmasına hiç ihtimal vermediğim birçok şey artık bana çok sıradan ve olağan gelmeye başladı çünkü orada sayısız imkansızı mümkün kıldık artık hiçbir macera eskisi kadar uzak değil.

Work&Travel programına katıldıktan sonra Türkiye’ye ve insanlara karşı bakış açınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Aslında Türkiye’ye bakışımda pek büyük bir değişiklik olmadı ama orada ki insanların yaşam standartlarını gördükten sonra neden bizim halkımız onlardan çok daha fazlasını hak etmesine rağmen bu kadar azla yetinmek zorunda bırakılmış diye sormadan edemiyor insan. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim bizim insanımızın sıcaklığını ve samimiyetini başka hiçbir milletin insanında göremedim.

Orada yaşarken Türkiye’nin ve Amerika’nın hayat koşulları arasında ne gibi farklar dikkatini çekti?
Benim dikkatimi çeken en önemli şey alışveriş merkezlerinin çok erken saatlerde kapanmasıydı, bazı WalMart gibi büyük alışveriş merkezleri dışında ki mağazalar saat 19.00’da kapanıyordu. Birçok bar ve dans kulübünün saat 2.00 de kapanması bizi çok şaşırtmıştı ilk zamanlarda.

Belki özlemek duygusunu da ilk defa yaşadın, Türkiye’yi ve buradaki sevdiklerini özledin mi?
Aslında ben ailemden ayrı okuduğum için özleme alışkın bir insanım ama insan yinede o kadar uzaktayken ailesini ve arkadaşlarını özlüyor. Ama bunların ötesinde insan en çok Türk yemeklerini, çorbasından tutun kebabına kadar, özlüyor orada. Bunların yanında ben bir de İstanbul’u özlemiştim oradayken. Birçok kez İstanbul sokaklarında yürümeyi, Taksim’de oturup insanları izlemeyi istedim, gurbet işte insan bazen çok saçma şeyleri özleyebiliyor.

Amerikalıların biz Türklere karşı yaklaşımı nasıldı? Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu veya nasıl bir izlenim oluştu mu sende?
Aslını sorarsanız Amerikalıların Türkiye veya başka bir ülke hakkında pek bilgileri dolayısıyla fikirleri de yok. Birçoğu Türkiye’nin nerede olduğunu bile bilmiyor. Bilenler ise bizimle Arap ülkeleri arasında pek bir fark olduğunu düşünmüyorlar. Fakat bazı müşterilerimiz adımı görünce nereli olduğumu soruyorlardı, Türkiye’yi gezmiş görmüş olanlar çok beğendiklerini hatta ilk fırsatta tekrar gelmeyi düşündüklerini söylüyorlardı.

Amerika’daki iş hayatı hakkında ne düşünüyorsun? Amerikalılar çalışırken nasıl? Biz Türklerle bir karşılaştırma yapabilir misin?
Orada bir Work and Travel öğrencisi olarak çalışmak aslında hiç de zor değil, zaten managerlarımız bizlere biraz müsamaha gösteriyorlar ve mümkün olduğunca yardım etmeye çalışıyorlardı. Ama devamlı bir çalışma ortamı olarak düşündüğünde aslında pek de rahat bir ortam değil çünkü iş hayatı çok disiplinli ve hata kabul etmiyor orada. Özelikle müşteri önünde bir hata yaptıysan ve ya şirketi zarara uğrattıysan ve ya çalışman gereken saatlerde mazeret belirtmeden gelmediysen direkt olarak işten çıkarılabiliyorsun. Müşterilere karşı sürekli güler yüzlü ve nazik olmak zorundasın ve her zaman temizlik ve düzen konusunda dikkatli olmalısın.

Bu arada gerçekten İngilizcen ilerledi mi? Bildiğin gibi pek çok İngilizce öğrenen hazırlık öğrencisi var üniversitelerde. Onlara ingilizcelerini ilerletmeleri konusunda Work and Travel’a katılmalarını tavsiye eder misin?
Bu programın İngilizceme katkısı olduğunu düşünüyorum. Bizim İngilizceyle alakalı en önemli sorunumuz konuşamamamızdır, bununda en önemli sebebi pratik eksikliğidir. İşte Work and Travel bu eksiği kapatmak için çok iyi bir fırsat. Ben bu pratik eksiğimi giderdiğimi düşünüyorum.

Ancak bu fırsatı çalışırken yakalamak pek mümkün değil, ben insanlarla sürekli muhatap olan bir konum da olmama rağmen, sürekli aynı şeyleri söylediğim için pek bir pratik imkânı bulamadım. İngilizcemi motel deki diğer arkadaşlarla sabahlara kadar yaptığımız sohbetler sayesinde geliştirme imkânı yakaladım.

Artık daha önceden cümleleri kafamda kurmadan, rahatlıkla ve hiç çekinmeden konuşabiliyorum. Benim size tavsiyem eğer Amerika’daki ilk günlerinizde insanları anlamakta zorlanırsanız hemen karamsarlığa kapılmayın çünkü bir hafta içinde kulağınız alışıyor ve pek bir problem yaşamıyorsunuz. Tabi ki bu bir haftalık uyum süresi zenciler için geçerli değil, ben Türkiye’ye dönerken bile bazılarının söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.

Hangi ülkelerden arkadaşların oldu? Onlarla neler yaptın, hangi maceraları yaşadın? Senin gibi Work&Travel programına “başka ülkelerden katılmış öğrencilerle” karşılaştın mı? Onlardan ayrılman zor oldu mu? Onlara Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu?
Porto Riko, Kolombiya, Dominik cumhuriyeti, Brezilya, Romanya, Polonya, Hindistan, Belarus, Bulgaristan gibi ülkelerden arkadaşlarım oldu, bunların bir kısmıyla işyerinde, bir kısmıyla yaptığımız gezilerde, bir kısmıyla da kaldığımız motelde tanışma fırsatı yakaladım. Bu arkadaşlarımızla birçok şehri beraber gezdik, eğlence parkalarına gidip roller coasterlara bindik, bowling turnuvaları yapıp dans kulüplerinde eğlendik hatta casinolarda kumar oynayıp para kaybettikJ Orada benim gibi WAT’la gelmiş 10 öğrenci daha vardı hepsiyle çok güzel anılarımız oldu. Onlardan ayrılmak gerçekten çok zor olmuştu. Fakat bağlantımızı hiçbiriyle koparmadık henüz, hala mailleşiyor fırsat buldukça konuşup sohbet ediyoruz. Hatta Romanyalı arkadaşlarımdan biriyle Paris’te buluşup on günlük bir tatil yapacağız iki hafta sonra.

Amerikalıların genelde çok kötü yemek kültürleri olduğu söylenir, gerçekten yemek konusunda sıkıntı yaşadın mı? Bizim yemeklerimizi özledin mi?
Benim ve diğer Türk arkadaşların, aslında tüm Avrupalı arkadaşların en önemli sorunu yemekti orada. Onların damak tadına alışmak gerçekten çok zordu bizim için. Sürekli hamburger ve kızarmış tavuk yemekten artık bunalmaya başlamıştık. En lüks restoranlarda bile sandviç ve hamburger menünün hâkimiydi. Biz artık amerikan mutfağından bunalıp çin lokantalarından yemek yer olmuştuk, hoş onlarda pek iç açıcı değillerdi ama en azından değişiktiler.

Yollarda gözümüz hep bir türk lokantası arar olmuştu. Bir keresinde Atlantic city’de bir yunanlı fast foodcuda dönere çok benzeyen gyro adında bir şey bulmuştuk da hiç fiyatına bakmadan ikişer üçer tane yemiştik. Hatta arkadaşın biri paket yaptırıp motele götürmeyi bile teklif etmiştiJ

Amerika’da kaldığın süre zarfında aklında kalan bir anını Work&Travel’a katılmayı düşünen öğrenci okurlarımızla paylaşır mısın?
Bir keresinde Polanyalı bir arkadaşımla New York’a gitmek için otobüs terminaline nasıl gidebileceğimizi ve otobüs saatlerini öğrenmeye çalışırken, orta yaşlı bir bayan bize ne için baktığımızı sormuş otobüs terminali ve otobüs saatleri deyince siz burada biraz bekleyin ben sizin için öğreneyim demişti.

20dk sonra kadın, elinde, bulunduğumuz yerden otobüs terminaline kadar gitmemiz gereken yönleri ve otobüs kalkış saatlerini gösteren bir kâğıt ile geri dönmüştü. Kadın otobüs terminaline kadar arabasıyla gitmiş, giderken gidiş yönlerini bir kâğıda not etmiş ve terminalden bizim için bir Bus Schedule alıp gelmişti. Bunun karşılığında da herhangi bir şey istememiş sadece “Have fun!” deyip ayrılmıştı. İşte Amerikalılar onlardan yardım istemeseniz bile size yardım etmek için ellerinden geleni yapan insanlar ancak bu yardımseverliği iş hayatında da beklerseniz çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

Advis’i nerden duymuştun?
Daha önceden giden arkadaşlarımdan duymuştum.

Birçok firma varken neden özellikle Advis’i tercih ettin? Gerçekten beklediğin ilgiyi, yardımı, hizmeti alabildin mi? Amerika’ya gittiğinde AdvisWork&Travel öğrencisi olmanın ne gibi ayrıcalıkları vardı?
Arkadaşlarım bana sorunsuz bir yaz geçirdiklerini anlatmışlardı ve Advis’i tavsiye etmişlerdi, Benim yaptığım araştırmalarda Advis’in güvenilir olduğu yönündeydi, Advis tecrübesini de göz önünde bulundurarak Advis’i seçtim. Sanırım AdvisWork&Travel öğrencisi olmanın farkını işyeriyle ya da kalacak yerle alakalı herhangi bir sorun yaşamadan, mükemmel bir yaz geçirerek yaşadım.

Bu sene Work&Travel programına katılacaklara Advis’i öneriyor musun?
Ben Advis’i kesinlikle öneriyorum. Sözlerinden ve davranışlarından amaçlarının sadece para kazanmak değil aynı zaman da biz work and travel öğrencilerine güzel bir deneyim yaşatmak olduğunu anlayabiliyoruz. Ne demek istediğimi bu programı düşünen arkadaşlarımız Advis’e gelip danışmanlarla görüştüklerinde çok iyi anlayacaklardır. Aynı zamanda şunu da belirtmek gerekiyor sanırım Advis’in en önemli avantajı deneyimli, bilgili ve güler yüzlü kadrosudur.

Amerika’dayken de seninle iletişim kurdular mı? Bir problem ile karşılaştığında Advis sana danışmanlık hizmetini sunmaya devam etti mi?
Ben sorunsuz bir yaz geçirdiğim için her hangi bir bağlantıya geçme ihtiyacı hissetmedim ama birkaç kere neler yaptığımızı ve herhangi bir sorunumuzun olup olmadığını öğrenmek için mail gelmişti Advis’ten.

Murat Erat , 07.01.2007

ABD Büyükelçiliği'nden Vize Uyarısı
Pasaport Çıkarmak Artık Çok Kolay
Bizimle Çalışmak İster misiniz?
Vize reddi alanlara program ücreti hiç kesintisiz %100 iade!
Advis Akademik Danışmanlık 10. Yaşında Yeni Ofisinde!

Şirket Profili | Company Profile | İletişim
Copyright © 2005 Advis Akademik Danışmanlık A.Ş.
Bu site Advis Akademik Danışmanlık tarafından hazırlanmıştır.
Site içeriğinin her hakkı mahfuzdur ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca korunmaktadır.

13:33:19