Temmuz 85’te Denizli’de doğmuş. Arkadaşı olmak isterseniz kendinizi Mehmet’in şakalarına hazırlamanız gerek.. Çok şakacı, kolay kolay moralini bozmayan ve hayata hep pozitif bakan biri olduğunu söylüyor arkadaşları. Fotoğraf çekmek, araba kullanmak, langırt oynamak, arkadaşlarla bilgisayarda Fifa Futbol oyunlarını oynamak ve Internette sörf değişilmez hobileri Mehmet’in. 2007 Haziranında bitecek okulu. Sonrasında kendi işini kurmayı planlıyor. Tabiki yeterince tecrübeyi edindikten sonra. Amerika tecrübesi şu anda cepte.. diye ekliyor Mehmet.
Work&Travel programıyla Amerika’nın hangi şehrine gittin ve ne kadar kaldın? Kaç şehir gördün? Amerika’ya ilk ayak bastığında neler hissettin?
Alaska’ya gittim. Amerika’ da 2,5 aydan fazla kaldım. Öncelikle Alaska’da Anchorage, Kenai, Homer ve diğer şehirleri gezdim. Hepsi harika, doğa ve okyanus mükemmel ayrıca yollarda rahatça gezen geyikler görebiliyorsunuz. Alaskanın en güzel tarafı da bu zaten. Biz çalışma bittikten sonra gezmek için batı sahiline geçtik. California eyaletinde Los Angeles (Hollywood, Beverly Hills, Staples Center), San Diego, Santa Barbara… Bu şehirler de gerçekten çok güzel. Zaten bu şehirlerin adlarını duymuşsunuzdur. Amerika’ya ilk ayak bastığımda açıkçası heyecanlıydım, çünkü Türkiye’den kilometrelerce uzaktaydım. Ya! Amerika’ daydım.. Çocukken söylediğimin gerçek olduğunu görmek heyecan vericiydi.
İlk başta alışmakta çok zorluk çektin mi? Nelere alışmakta güçlük çektin ve en çok hangi sorunlarla karşılaştın?
Aslında oradaki yaşama alışmakta zorluk çekmedim. Öğrenci olduğumuz için ev yemeği gibi bir alışkanlığımız yok. Dolayısıyla yemek konusunda problem yaşamadım. Ama markete girdiğinizde buradaki ürünleri pek bulmanız mümkün olmuyor. Sadece çalışmaya alışmakta zorlandım zaten Alaska’yı seçme nedenim çalışma şartlarına alışmaktı, bu ortamı görmekti. Alışkın olmadığımız için çalışmak biraz ağır geldi gerçekten yorulduk ama California da süper bir araba ve bol parayla gezmek her şeyi unutturdu.
Ne tür işler yaptın?
Alaska’ da balık fabrikalarında çalıştım. (2 farklı şehirde)
Aylık kazancın neydi?
Aylık ortalama net olarak (vergiler kesildikten sonra) 2000$ dan fazla kazandım. Biz yasal olarak çalıştığımız için bazı vergiler de ödedik bunların bir kısmı geri ödeniyor.
Bütün danışmanlık şirketleri Work&Travel’a katılmak için harcanan paranın 4-5 misli para kazanılabildiğini söylüyor. Sen Türkiye’ye dönerken program bedelini gerçekten çıkarabildin mi? Belli bir birikim ile Türkiye’ye döndün mü?
Ben şunu söyleyebilirim harcadığınız parayı çıkartırsınız. Orada ki masrafları da çıkartırsınız ve gördükleriniz size kar kalır. Ama eğer isterseniz ve çabalarsanız Alaska’da 10.000$ bile kazanabilirsiniz. Bunun örnekleri var. Ama benim amacım gezip görmekti onun için çok fazla çalışmadım. Arkadaşlarım benden net 1000$ civarında fazla kazandılar. Ben para getirme amacıyla gitmedim ama burada bulamayacağım 2 lap-top, 5 MP3 çalar, fotoğraf makineleri, cep telefonu, kıyafetler… Her şeyi getirdim. Biraz para da getirdim tabii.
Dünya görüşün, hayattan beklentin, insanlarla olan iletişimin gibi konularda Amerika’ya gitmeden önceki halin ile, orada yaşadıktan sonraki sen arasında ne gibi değişiklikler oldu?
Üniversiteyi kazanıp evden ayrıldığımda dünyam biraz daha büyümüştü şimdi daha büyük. Artık daha büyük düşünüyorum. Artık Amerika ya da Avrupa’da okumak ya da çalışmak imkansız gelmiyor. Ve Amerikan halkının Bush’ tan farklı olduğunu hayatın filmlerde göründüğü kadar toz pembe olmadığını yaşayarak öğreniyorsunuz.
Work&Travel programına katıldıktan sonra Türkiye’ye ve insanlara karşı bakış açınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Oradaki insanların hayat standartları yüksek ve onlar günü yaşamaya bakıyorlar. Kültür olarak yaşam tarzı olarak tamamen farklı. Ama beğendiğim ve burada da görmek istediğim insanların karşısındakine saygılı olması ve kuralara uymaları. Ve iyi niyeti suiistimal etmemeleri. Artık mümkün olduğunca kurallara uymaya dikkat ediyorum bunu orada kazandım.
Orada yaşarken Türkiye’nin ve Amerika’nın hayat koşulları arasında ne gibi farklar dikkatini çekti?
Biz de kesinlikle daha zeki olduğumuzdan her şeyde bir hile düşünüyoruz. Onlarda ise hiçbir şeyi sorgulama yok. Onlar daha fazla kazandığı için daha fazla ve daha kolay harcıyor. Orası tamamen tüketim toplumu.
Belki özlemek duygusunu da ilk defa yaşadın, Türkiye’yi ve buradaki sevdiklerini özledin mi?
Kesinlikle sevdiklerimi özledim. Ve yemekleri :)
Amerikalıların biz Türklere karşı yaklaşımı nasıldı? Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu veya nasıl bir izlenim oluştu mu sende?
Türk olduğumdan dolayı herhangi bir zorluk yaşamadım. Gerçekleri bilenler de var hiçbir şeyden haberi olmayan da. Ama okuyanlar Türkiye’yi iyi tanıyorlar ve basının her şeyi istediği gibi tanıttığını biliyorlar. Türkiye‘nin çok medeni bir toplum olduğunu biliyorlar.
Amerika’daki iş hayatı hakkında ne düşünüyorsun? Amerikalılar çalışırken nasıl? Biz Türklerle bir karşılaştırma yapabilir misin?
Biz orada çalışırken iş vereni düşünürdük. Ama onlar kendi işleri dışında bir şey yapmazlar, düşünmezler, umursamazlar ve kafaları gerçekten bizim kadar çalışmaz. Bunu orada bulunan tüm arkadaşlar söyleyebilir. Onlar robot gibi sadece söyleneni yapabilirler.
Gerçekten İngilizcen ilerledi mi? Bildiğin gibi pek çok İngilizce öğrenen hazırlık öğrencisi var üniversitelerde. Onlara İngilizcelerini ilerletmeleri konusunda Work and Travel’a katılmalarını tavsiye eder misin?
İngilizce ilerleme olayı tamamen kişiye bağlı. Yani girişken olan ve gerçekten İngilizcesini ilerletmek isteyen geliştirebilir. Ama Türklerle muhabbet edip başın sıkışınca kendi arkadaşlarından yardım alıp onlarla konuşmazsan tabiki kimse gel senin İngilizceni ilerletelim demez. İstedikten sonra onlar da size yardım eder. Hatta Meksikalılardan İspanyolca, Polonyalılardan Polish öğrenebilirsin. Bu sadece kişiye bağlı.
Hangi ülkelerden arkadaşların oldu? Onlarla neler yaptın, hangi maceraları yaşadın? Senin gibi Work&Travel programına “başka ülkelerden katılmış öğrencilerle” karşılaştın mı? Onlardan ayrılman zor oldu mu? Onlara Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu?
Çalıştığımız yerlerde Avrupa’ nın çeşitli ülkelerinden gelen öğrenci arkadaşlarla tanıştık. Avrupalılar genellikle Türkiye’ ye tatile gelmişti ya da gelen yakınları vardı. Bizi tanıyorlardı. Avrupalı olup da Türkiye’ nin güzelliklerini bilmeyen yoktur.
Amerikalıların genelde çok kötü yemek kültürleri olduğu söylenir, gerçekten yemek konusunda sıkıntı yaşadın mı? Bizim yemeklerimizi özledin mi?
Hamburger, pizza ve hazır yemek bunları mikrodalgaya atıyorsunuz 5 dakikada yemeğiniz hazır. Amerikalı bir kişinin vazgeçemeyeceği tek şey mikrodalga fırınıdır. Çünkü yemeği sadece bununla hazırlıyorlar. Bunların dışında sadece şekerli bisküviler bulabilirsiniz markette. Bizim yemekleri özledim ama o yemeklere alışmakta da zorluk yaşamadım.
Amerika’da kaldığın süre zarfında aklında kalan bir anını Work&Travel’a katılmayı düşünen öğrenci okurlarımızla paylaşır mısın?
Alaska’ ya indiğimiz ilk gündü; saat gece 01'i geçmiş, hava kararmamış. Ben de şaşırıyorum etrafta neden hiç insanlar yok hava aydınlık olmasına rağmen diye. Halbuki saat gece 2 ye geliyormuş. Yani Haziran sonlarında çok az bir süre güneş kayboluyordu. Güneş batmıyor gibi bir şeydi.
Advis’i nerden duymuştun?
Advis’ i bir arkadaşım sayesinde tanıdım. Aslında başta problem yaşadık vize döneminde. Derslerimden dolayı vize görüşmesine gitme günümü zor ayarlamıştık. Gittik görüşmeye zaten heyecanlıyız; baktık bi belgemiz eksikmiş onun için biraz tartışma geçti aramızda ama bir hafta sonra tekrar gittik. Bu kez barışmıştık, çünkü vizeleri almıştık. :)
Birçok firma varken neden özellikle Advis’i tercih ettin? Gerçekten beklediğin ilgiyi, yardımı, hizmeti alabildin mi? Amerika’ya gittiğinde AdvisWork&Travel öğrencisi olmanın ne gibi ayrıcalıkları vardı?
Gerçekten de ne zaman arasak bize yardımcı olabilecek birileri hep oldu. İzmir şubesi başta olmak üzere hepsine teşekkür ederim. Amerika’ da iken de maillerle olsun telefonla olsun hep irtibat içindeydik. Ama çok şükür ki problem yaşamadığımız için bir yardım talebimiz olmadı, bizim için her şey planlandığı gibi gitti.
Bu sene Work&Travel programına katılacaklara Advis’i öneriyor musun?
Evet, öneriyorum. CIEE temsilcisi, tecrübeli ve bu işi çok yaptığı için daha önce gidenlerle yeni gidecekleri buluşturuyor. Daha önceden o ortamı yaşayan kişilerden bilgi almak daha doyurucu ve daha faydalı oluyor.
Amerika’dayken de seninle iletişim kurdular mı? Bir problem ile karşılaştığında Advis sana danışmanlık hizmetini sunmaya devam etti mi?
Daha önce de söylediğim gibi oradayken bize mail yoluyla ulaştılar biz de onları aradık, konuştuk..
Murat Erat , 07.01.2007