||||
Ara
e-work&travel
 
Katılımcı İzlenimleri
İlgili Dosyalar
Work & Travel > Katılımcı İzlenimleri
Koç'tan Çağıl Meriç Kasapoğlu

“Döndüğümde düşündüğüm ilk şey, imkanı olan bütün Türk öğrencilerinin programa kesinlikle en az bir kere katılmaları gerektiği oldu. Türkleri tanımaları gerekiyor!!! Bizler de birey olarak bulunduğumuz yerlerde Türkleri temsil ediyoruz, bizi bizlerden öğreniyorlar. Çünkü yabancı medyası olduğumuzdan farklı yansıtıyor bizi. İnsanlar okuduklarına değil gördüklerine inanmayı tercih ediyorlar. Onlara bu şansı vermemiz gerekir!”

Çağıl Meriç Kasapoğlu, İzmirli ve 21 yaşında... İkizler burcu... Seyahat etmeyi, sanat ve sporla uğraşmayı çok seviyor. Voleybol ve masa tenisi oynamak en büyük tutkusu... İzmir Dans Akademi ve Pera’da dans eğitimi almış, birçok temsilde yer almış. Şimdi Flamenko öğreniyor. Üniversiteden 2007’de mezun olacak ve eğitimine master ile devam edecek...

Work&Travel programıyla Amerika’nın hangi şehrine gittin ve ne kadar kaldın? Kaç şehir gördün? Amerika’ya ilk ayak bastığında neler hissettin?
İlk sene New York’a 40 dk mesafede New Jersey’e gittim. Land of Make Believe adında bir eğlence parkında değişik görevler aldım ve çalışmamın karşılığı olarak saat başına 6 dolar aldım. Sezon sonuna kadar kaldığım için kış aylarında 1500 dolar kadar bonus gönderdiler ve toplam 5000 dolar kadar kazanmış oldum. İkinci sene Orlando Donkin Donuts’ta saat başına 7 dolar aldım ve Disneyland’ın yanında çok keyifle çalıştım.

İlk başta alışmakta çok zorluk çektin mi? Nelere alışmakta güçlük çektin ve en çok hangi sorunlarla karşılaştın?
İlk gidişimde bir ay kadar zorlanmıştım. Yeni bir yer, yeni ve farklı insanlar... Ve ilk defa çalışma hayatı... Fakat ikinci gidişim daha farklıydı, nelerle karşılaşacağımı ve başıma gelebilecek herhangi bir sıkıntıda ne yapmam gerektiğini biliyordum. En çok zorlandığım konu işe alışmak oldu. Çok farklı işlerde çalışılıyor, her sabah disiplinli bir şekilde işe gidip istenileni tam yapmak gerekiyor. Daha önceden hiç tanımadığımız biri ve kendi işletmesi için onun kadar sorumlu hissetmemiz gerekiyor kendimizi.

Ne tür işler yaptın?
İlk sene eğlence parkında oyuncakların yönetimiyle ilgilendim. Aynı parkta, yeme – içme bölümlerinde satış ve servis yaptım. İkinci sene, üç hafta kadar hem garsonluk hem de Dunkin Donuts’da kasiyerlik ve servis yaptım ama bir ayın sonunda çok yoruldum ve daha eğlenceli ve zevkli olan Dunkin Donuts’daki işime devam ettim. Garsonluk, bahşişlerle çok para kazandırıyor ama çok yorucu bir iş...

Aylık kazancın neydi?
Aylık ortalama 1500 dolar alabiliyordum.

Bütün danışmanlık şirketleri Work&Travel’a katılmak için harcanan paranın 4-5 misli para kazanılabildiğini söylüyor. Bana açıkçası pek inandırıcı gelmiyor ama Sen Türkiye’ye dönerken program bedelini gerçekten çıkarabildin mi? Belli bir birikim ile Türkiye’ye döndün mü?
Program bedeli fazlasıyla çıkarılıyor ama herkesin 4-5 misli para kazanabileceğini düşünmüyorum. Çalışma saatleri ve işin niteliğiyle alakalı. Dediğim gibi iki iş yapılınca bu miktar çok daha fazla artıyor ama hem dayanma gücüne hem de gidiş amacına bağlı.

Şunu çok rahat söyleyebilirim, Work And Travel sadece yazın para kazanmak için yapılan bir aktivite olarak kesinlikle görülmemeli. Sadece parayı düşünenler pek memnun ayrılmıyorlar. Şöyle düşünebiliriz, “Eğleniyorum, öğreniyorum, paylaşıyorum, aynı zamanda da para kazanıyorum.”


Dünya görüşün, hayattan beklentin, insanlarla olan iletişimin gibi konularda Amerika’ya gitmeden önceki Sen ile, orada yaşadıktan sonra Sen arasında ne gibi değişiklikler oldu?

Özellikle doğu ve güney Avrupa ülkelerinden katılım çok fazla oluyor. Kültürlerini, dünyaya bakış açılarını, benzerlikleri ve farklı görerek çok daha zengin bir vizyona sahip oluyorsun. Aynı amaç için beraber olunduğundan arada çok sıkı bir bağ kuruluyor. İlk sene tanıştığım yabancı arkadaşlarımla hala sık sık görüşüp her sene Avrupa’nın bir yerinde veya Amerika’da buluşmak için sözleşiyoruz. İnsanlarla iletişimim de mutlaka gelişti.


Özellikle İngilizce’yi kullanma kapasitem arttı. Daha rahat hissediyorum kendimi konuşurken. İş sırasında da bir çok insanla ilişkide olduğumuzdan değişik değişik karakterler görüp tepkilerini değerlendirebiliyorduk.


Work&Travel programına katıldıktan sonra Türkiye’ye ve insanlara karşı bakış açınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Döndüğümde düşündüğüm ilk şey, imkanı olan bütün Türk öğrencilerinin programa kesinlikle en az bir kere katılmaları gerektiği oldu. Türkleri tanımaları gerekiyor!!! Bizler de birey olarak bulunduğumuz yerlerde Türkleri temsil ediyoruz, bizi bizlerden öğreniyorlar. Çünkü yabancı medyası olduğumuzdan farklı yansıtıyor bizi. İnsanlar okuduklarına değil gördüklerine inanmayı tercih ediyorlar. Onlara bu şansı vermemiz gerekir!!!


Orada yaşarken Türkiye’nin ve Amerika’nın hayat koşulları arasında ne gibi farklar dikkatini çekti?
Amerika’da hayat bize kıyasla çok daha kolay. Herkes hakkını hukukunu biliyor ve ona göre davranıyor. New York’un ara sokakları hariç insan kendini genelde güvende hissedebilir. Ulaşım imkanları, konaklama imkanları da çok uygun.


Belki özlemek duygusunu da ilk defa yaşadın, Türkiye’yi ve buradaki sevdiklerini özledin mi?
Çok özledim hem de!!! Bir de oralarda sürekli çalışıp yorulduğumuzda sevdiklerimizi yanımızda görmek, desteklerini hissetmek istiyorduk. Bu yoksunluk da bizi birbirimize bağladı orda. Türkiye de burnunda tütüyor insanın. Fakat birkaç ay sonra döneceğimizi bildiğimizden o günlerimizin keyfini çıkarıyorduk.


Amerikalıların biz Türklere karşı yaklaşımı nasıldı? Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu veya nasıl bir izlenim oluştu mu sende?
İki senedir gidiyorum ve Türkler’e karşı herhangi bir tepki hissetmedim Amerikalılar’dan. Her milletten insan olduğundan yabancılara açıklar. Fakat, Türkleri ve Türkiye’yi daha çok tanımak istiyorlar. Televizyon’da nelerde başarılı olduğumuzu anlatmaktan çok “koyunların nasıl bir olup uçurumdan beraber atladıklarını” (Ağustos 2005) izliyorlar televizyondan.


Amerika’daki iş hayatı hakkında ne düşünüyorsun? Amerikalılar çalışırken nasıl? Biz Türklerle bir karşılaştırma yapabilir misin?
Açıkçası ben Türkiye’de hiç çalışmadım, ama gördüğüm kadarıyla Amerikalılar çok disiplinli ve bir görev verilirse tam yapılmasını istiyorlar. Yanlarına alacakları elemanın da sadece bir işte değil, birçok işte kullanılabilecek şekilde yetiştirilmesini istiyorlar. Bu yüzden size kasiyerlik için iş teklifi gelse bile sizi serviste, temizlikte, her yerde yetiştirirler. Herhangi birinin yokluğunda işlerinin aksamasından hoşlanmıyorlar bu yüzden yedek eleman istiyorlar. Müşteriler de haklarını çok iyi bildikleri için, biraz baştan savma bir iş yaparsanız size şikayetlerini söyleyip “mağaza müdürü” ile konuşmak isteyebilirler.


Bu arada; gerçekten ingilizcen ilerledi mi? Bildiğin gibi pek çok ingilizce öğrenen hazırlık öğrencisi var üniversitelerde. Onlara ingilizcelerini ilerletmeleri konusunda Work and Travel’a katılmalarını tavsiye eder misin?
Kesinlikle!!! Özellikle eğer çalıştığınız yerde veya departmanda çok Türk arkadaşınız yoksa İngilizce’niz çok rahat gelişir. Konuşurken çok daha rahat hissetmeye başladım kendimi. Lisede fransızca eğitim aldığımdan üniversitedeki bir senelik İngilizce, kendime güvenmeme yetmedi. Amerika’ya ilk gittiğimde, 3. ayın sonunda patronum bile İngilizcemin ne kadar geliştiğine şaşırdı. Çok özel bir şey yapmaya da gerek yok zaten günlük kullanım ve duyduklarınız ilerlemeyi sağlıyor.



Hangi ülkelerden arkadaşların oldu? Onlarla neler yaptın, hangi maceraları yaşadın? Senin gibi Work&Travel programına “başka ülkelerden katılmış öğrencilerle” karşılaştın mı? Onlardan ayrılman zor oldu mu? Onlara Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu?
İlk gittiğim sene hala görüştüğüm Slovak, Hırvat, Çek ve Polonyalı çok yakın arkadaşlarım oldu. Türkiye’ye geldiler ve daha sonra Amerika’da tekrar buluştuk. Tatillerimizden birinde 4 arkadaşımla beraber araba kiralayıp doğu Amerika kıyılarını gezdik 5 gün boyunca. Maryland, Washington, Virginia Beach, Dalaware...

Hepimiz için hayatımızda yaptığımız en eğlenceli ve en maceralı gezi olmuştu. WallMart’tan aldığımız çadırlarda ve uyku tulumlarında kalıp işimiz bittikten sonra geri vererek ücretlerini geri almıştık : ) Hatteras adalarına arabayla gidip, arabamız bozulunca adada hapis kaldık. Eylül ayında işimiz bitince herkes kendi gezini planını yapmıştı. Ben de kazandığım parayla dinlenmek için Hawaii’nin en güzel adası Maui’de bir hafta geçirdim.

İkinci sene 3 Türk arkadaşımla Orlando’da kaldım. Birbirimizi daha önceden tanımıyorduk ama orda çok iyi anlaştık ve çok keyifli vakit geçirdik. Aynı işte çalışıyor aynı yerde kalıyorduk. Disneyland’a çok yakın olduğumuzdan arada Downtown Disney’e gidip eğleniyor, stres atıyorduk. Dünyaca ünlü Kanada sirk grubu Cirque du Soleil’i Disney’de görme şansımız oldu. Çok keyifli zaman geçirdik. İşimiz bitince yine herkes kendi gezi programını yaptı. Ben de New York ve Miami’den sonra Costa Rica’ya giderek Pasifik kıyılarını gezdim bir hafta. Çok farklı kültürler ve muhteşem yerler gördüm.


Amerikalıların genelde çok kötü yemek kültürleri olduğu söylenir, gerçekten yemek konusunda sıkıntı yaşadın mı? Bizim yemeklerimizi özledin mi?
Yemek konusunda çok sıkıntı çektim. İlk sene hazır yemekler alıp mikrodalgada yapıyordum. Bazen de toplanıp güzel yemekler hazırlıyorduk ama genelde yorgun olduğumuzdan hızlı atıştırmalar oluyordu. İkinci sene mutfağımız yoktu fakat çalıştığımız restaurantdan indirimli yemek yiyebiliyorduk. Yine de pek lezzetli olduklarını söyleyemem. Türk yemeklerini çok özledik. Bazen marketten hazır Türk konserveleri alıyorduk ama onlar da pek tatmin etmiyordu.


Amerika’da kaldığın süre zarfında aklında kalan bir anını Work&Travel’a katılmayı düşünen öğrenci okurlarımızla paylaşır mısın?
Costa Rica’dan Miami’ye çok yanlış bir zamanda dönmüşüm, Rita kasırgası etkisini Miami’de de şiddetli gösterdi ben de bu yüzden iki gün otel odamdan çıkamamıştım ve marketten yemek depolamıştım. Sokaklarda herkes perişandı, marketler insan doluydu.


Advis’i nerden duymuştun?
İlk sene önce internette acentalara bakarken buldum. Daha sonra ofislerine gittim ve çok yardımsever danışmanlarla tanıştım. Vize işlemlerinde, iş bulmada ve orda nelerle karşılaşacağımla ilgili detaylı bilgi verdiler. İlk gidişimde panik halindeydim, ailem de endişeliydi ama görüşmelerde endişelenecek bir şey olmadığını anladık. Fakat onlar ne kadar yardımcı olsa da, Work and Travel programı biraz kendi başının çaresine bakabilme programıdır.


Birçok firma varken neden özellikle Advis’i tercih ettin? Gerçekten beklediğin ilgiyi, yardımı, hizmeti alabildin mi? Amerika’ya gittiğinde AdvisWork&Travel öğrencisi olmanın ne gibi ayrıcalıkları vardı?
Başka acentalara da bakıyordum ama bizim okulda seminerler yapmaları ve okulla bağlantıda olmaları onlara güvenmemi sağladı. İlk sene Advis çalıştığımı kuruma gelip bizi ziyaret etti. Bu bize hem çok moral verdi hem de çalıştığımız yerde patrona karşı desteksiz olmadığımızı gösterdi. Gerçekten çok mutlu olmuştum.En önemli soru aslında şu; “Ben neden bir çok şirket varken Advis’i tercih etmeliyim?” Sen, Advis ile gittiğin için bu sene Work&Travel programına katılacaklara Advis’i öneriyor musun?

Amerika’dayken de seninle iletişim kurdular mı? Bir problem ile karşılaştığında Advis sana danışmanlık hizmetini sunmaya devam etti mi?
Amerika’da ilk işimde biraz sıkılınca ne yapmam gerektiğini sormuştum Advis’e onlar öncelikle bunu patronumla konuşmam gerektiğini söyledi. Dediklerin yapınca anladım ki aslında problem büyüttüğüm kadar değilmiş.

Murat Erat , 07.01.2007

ABD Büyükelçiliği'nden Vize Uyarısı
Pasaport Çıkarmak Artık Çok Kolay
Bizimle Çalışmak İster misiniz?
Vize reddi alanlara program ücreti hiç kesintisiz %100 iade!
Advis Akademik Danışmanlık 10. Yaşında Yeni Ofisinde!

Şirket Profili | Company Profile | İletişim
Copyright © 2005 Advis Akademik Danışmanlık A.Ş.
Bu site Advis Akademik Danışmanlık tarafından hazırlanmıştır.
Site içeriğinin her hakkı mahfuzdur ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca korunmaktadır.

13:28:06