“Başımdan bir kaç tane tatlı olay geçti. Yaka kartımda Emre/TURKEY yazıyordu. Bazen servis yaptığım kişilerden “çok teşekkür ederim” duymak çok büyük mutluluk veriyordu..Türkiye’ye daha önce gelmiş olanlar burayı ne kadar beğendiklerinden bahsetmeleri çok güzel.”
Emre Üçkardeş; Adanalı ve 23 yaşında... Niğde Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Müh. 4.sınıf Öğrencisi... Yarışlara katılmasa bile o bir otomobil meraklısı ve hız tutkunu... Hız tutkunu olmasına rağmen trafik canavarı olmayın diyor Emre! Duygusal ve aile bağımlısı yengeç burcunun bütün özelliklerini taşıyor Emre.. Üniversite sonrası, yurtdışında eğitimine devam etmeyi planlıyor...
Work&Travel programıyla Amerika’nın hangi şehrine gittin ve ne kadar kaldın? Kaç şehir gördün? Amerika’ya ilk ayak bastığında neler hissettin?
Korku...Çünkü ne yapacagığımı bilmiyordum.. Geneva on the Lake, OH..(1 ay) Williamsburg, VA(2 ay). Gezmek amaçlı olarak ise Niagra Falls, Cleveland, Philadelphia, Newyork City, Washington DC, Virginia Beach.
İlk başta alışmakta çok zorluk çektin mi? Nelere alışmakta güçlük çektin ve en çok hangi sorunlarla karşılaştın?
Evet.. Konuşmakta zorluk çektim... Başta iki cümle yan yana getiremedim... Sonradan düzeldim. Hata yapmak problem değildi artık.. Yemeklere alışmak çok zor. Hele hele pork yememeğe çalışıyorsanız işiniz gerçekten zor… Bir de tuzlu ekmeği unutun. Her şey şekerli.
Ne tür işler yaptın?
Toplamda 3 ayrı iş yaptım. Birincisi gezici eğlence parkı olduğundan çok zorlanmıştık..Sonra Advis aracılığı ile 2. işimi buldum. Geneva on the lake de firehouse vinery diye bi restaurantta mutfakta çalıştım. Çok eğlenceliydi. Şefim durmadan rap yapan biriydi. Bi de arada bi bıçakla şov yapardı.. Hala nasıl bıçağa bakmadan nasıl o kadar döndürebildiğini anlamış değilim. Ancak verilen ücretten memnun olmadığım için işimi tekrar değiştirdim. Amerikanın en büyük eğlence merkezlerinden birinde refreshmentlarda çalıştım. Buschgardens.. Burası oldukça profesyoneldi. 150’ye yakın öğrencisi vardı çeşitli Ülkerlerden. İngilizcemin geliştiğine inandığım bir yerdi.
Aylık kazancın neydi?
Son işimde haftada 40-60 saat arası değişen bir Schedule vardı ve saat başına $7.40 alıyordum…Ancak sezon başında yine Advis ile giden arkadaşlarımız bizden fazla alabiliyorlardı.
Bütün danışmanlık şirketleri Work&Travel’a katılmak için harcanan paranın 4-5 misli para kazanılabildiğini söylüyor. Bana açıkçası pek inandırıcı gelmiyor ama Sen Türkiye’ye dönerken program bedelini gerçekten çıkarabildin mi? Belli bir birikim ile Türkiye’ye döndün mü?
Ben çıkaramadım. Çünkü asıl amacım tekrar parayı biriktirmek olsa da bunun için elimden geleni yaptığım söylenemez.. Ancak Advis’in gönderdiği ve gezerken karşılaştığım diğer arkadaşların çoğu paralarını tekrar çıkarmıştı. Tabii Alaska’dan gelenlere ailecek gıcığız. Birinin $10.000 kazandığını duyduğumdan beri..
Dünya görüşün, hayattan beklentin, insanlarla olan iletişimin gibi konularda Amerika’ya gitmeden önceki sen ile, orada yaşadıktan sonraki sen arasında ne gibi değişiklikler oldu?
Amerika’ya gitmeden önce Amerika gerçekten gözümde çok büyüktü ama gördüm ki büyütecek fazla bir şey yok. Orda küçük şehirlerde insanların tanımasalar bile birbirlerine gülümsemesi aklımdan çıkmayan görüntüler arasında.. Dünya görüşümü etkileyecek kadar fazla kaldığımı zannetmiyorum ama şunu öğrendim ki asla vatanımdan uzakta kalamam…3 ay fazlaydı bile
Work&Travel programına katıldıktan sonra Türkiye’ye ve insanlara karşı bakış açınızda ne gibi değişiklikler oldu?
Türkiye’de insanlar para kazanmak için gerçekten çok uğraşmak zorunda ve bunun için kendilerini geliştirmek zorunda. Bu da bizim için büyük bir avantaj. Yalnız rekabet aradaki sevgiyi bitirdiği için kötü yanı da var.
Orada yaşarken Türkiye’nin ve Amerika’nın hayat koşulları arasında ne gibi farklar dikkatini çekti?
Dediğim gibi orda Amerika’da para kazanmak kolaydı. Beynini kullanmana gerek olmayan işler yapıp para kazanabiliyorsun ve istediğin herhangi bir şeyi kolayca alabiliyorsun. Bu Türkiye’de imkansız bir şey..
Belki özlemek duygusunu da ilk defa yaşadın, Türkiye’yi ve buradaki sevdiklerini özledin mi?
Türkiye’de ki her şeyi çok özlüyorsun. Korna sesini bile. Çünkü orda fazla kullanmıyorlar. Aileni tabi ki özlüyorsun. Bir de tanıdığın insanlarla aynı saatleri bile yaşayamamak çok büyük bir üzüntü verebiliyor..
Amerikalıların biz Türklere karşı yaklaşımı nasıldı? Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu veya nasıl bir izlenim oluştu mu sende?
Başımdan bir kaç tane tatlı olay geçti. Yaka kartımda Emre/TURKEY yazıyordu. Bazen servis yaptığım kişilerden “çok teşekkür ederim” duymak çok büyük mutluluk veriyordu..Türkiye’ye daha önce gelmiş olanlar burayı ne kadar beğendiklerinden bahsetmeleri çok güzel.
Amerika’daki iş hayatı hakkında ne düşünüyorsun? Amerikalılar çalışırken nasıl? Biz Türklerle bir karşılaştırma yapabilir misin?
Her şeyden önemlisi çalışırken senden herhangi bir şeyi yapmanı isterlerken please ve thank you gibi ifadeler kullanmaları..O zaman yaptığınız iş ne kadar zor olursa olsun yine de söylenmiyorsunuz.. Karşılaştırma yapabilir miyim bilmiyorum.. Çünkü burada sadece babamın yanında çalıştım.
Bu arada gerçekten İngilizcen ilerledi mi? Bildiğin gibi pek çok İngilizce öğrenen hazırlık öğrencisi var üniversitelerde. Onlara ingilizcelerini ilerletmeleri konusunda Work and Travel’a katılmalarını tavsiye eder misin?
Konuşabilmek adına ilerlediğini söyleyebilirim.. Gittiğimde tek cümle kuramazken.. Dönmeden önce çok da iyi olmasa bile en azından konuşabildiğimi biliyorum.. Tabiki tavsiye ederim.. Sadece İngilizceleri için değil kendilerini geliştirmeleri içinde çok gerekli..

Hangi ülkelerden arkadaşların oldu? Onlarla neler yaptın, hangi maceraları yaşadın? Senin gibi Work&Travel programına “başka ülkelerden katılmış öğrencilerle” karşılaştın mı? Onlardan ayrılman zor oldu mu? Onlara Türkiye hakkında fikirlerini sordun mu?
Amerikalı, Rus, Ukraynalı, Polonyalı arkadaşlarım oldu. Ruslarla iyi anlaştığımı söyleyebilirim. Ayrılmak gerçekten zor oldu. Çünkü kısa zamanda olsa bir şeyler paylaştığın insanlar. Türkiye hakkında fikirleri herkesin iyiydi..Kötü bir şey duymadım. Ama yabancıların alışamadığı tek şey bizim Türkler arasındaki öpüşerek selamlaşmamız.
Amerikalıların genelde çok kötü yemek kültürleri olduğu söylenir, gerçekten yemek konusunda sıkıntı yaşadın mı? Bizim yemeklerimizi özledin mi?
Evetttttttttt. Çok kötü zevkleri var.. Ama Allah’tan diğer ülkelerin sofralarını bulmak kolaydı…Yoksa açlıktan ölebilirdik. Bir de mikrodalganız yoksa orda aç kalırsınız.
Amerika’da kaldığın süre zarfında aklında kalan bir anını Work&Travel’a katılmayı düşünen öğrenci okurlarımızla paylaşır mısın?
200 dolara araba aldık arkadaşımla. Her yere onunla gittik.. Bi ara göl kenarına gidelim dedik.. Giderken lastik patladı. Hoş, lastik değiştirmeyi bildiğim halde yedek lastik olmaması ve lastik değiştirmekle ilgili terimlerin İngilizcelerini bilmediğimizden dolayı patlak lastikle 3 mil gitmiştik.. Karanlık ve ıssızdı. Korkutucu bir görüntü tabii.
Advis’i nerden duymuştun?
Arkadaşım vasıtasıyla öğrendim.. İş değiştirmemde sağladıklarından dolayı teşekkür borçluyum. En azından orda yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz..
Birçok firma varken neden özellikle Advis’i tercih ettin. Gerçekten beklediğin ilgiyi, yardımı, hizmeti alabildin mi? Amerika’ya gittiğinde AdvisWork&Travel öğrencisi olmanın ne gibi ayrıcalıkları vardı?
Aslında dediğim gibi arkadaş tavsiyesi ile Advis’e başvurdum...Amerika’dayken durmadan maille haberleştik..Gitmeden önce karşılaşacağımız ufak problemlerden de bahsetmişlerdi. Bunun için avantajlı sayılabilirdik.. Çünkü tanıştığım diğer firmalarla giden arkadaşların çoğu haber alamamaktan şikayetçiydi.
Bu sene Work&Travel programına katılacaklara Advis’i öneriyor musun?
Evet öneriyorum. Hem iş imkanları daha fazla hem de sizin kaprisinizi çekebiliyorlar.
Amerika’dayken de seninle iletişim kurdular mı? Bir problem ile karşılaştığında Advis sana danışmanlık hizmetini sunmaya devam etti mi?
Dediğim gibi evet. Sanırım 3-4 günde bir mailleşiyorduk. Durumumuz ve memnuniyetimiz hakkında. İş değiştirme konusu anlaşmada olmamasına rağmen yine de yardımcı oldular..
Murat Erat , 07.01.2007