ADVİS Work and Travel




Work and Travel'a gidenler anlatıyor!

Şimal Aysever - İstanbul Kültür Üniversitesi


"Kelimenin tam anlamıyla macera dolu amerika yaşadık diyebilim.Uçağa bindiğimiz andan itibaren hostesler herkes yabancıydı ve biz daha ilk dakikadan dumura uğradık. Hostes “İçecek birşey ister misiniz?” diye sorduğunda en basitinden verdiğimiz “water ve orange juice” yanıtını bile bir keç defa tekrarlamak zorunda kalmıştık. Bize göre telafuzumuz onlardan çok da farklı değildi aslında ama anlamada ve anlatmada çok zorluk çektik başlarda. İlk aktarma yerimiz Amsterdam’dı ve lavaboya gitmek istedik. Lavaboda bir kuyruk var ama sıra kapının önünde. Tuvaletlerin önü boş, biz direkt Türk mantığı, bunlar niye burada bekliyorlar girseler ya falan diye düşünürken içerden biri çıktı meğerse doluymuş ve insanlar tuvalettekini rahatsız etmemek için dışarda bekliyolarmış, Türkiye’de ısrarala kapı çalmalar ve tıklamalardan sonra gerçekten bayağı farklı geldi :) Rapid City ve sonrasında Deadwood (vahşi Amerika ve kovboylar diyarı :) Managerlerimiz çok iyilerdi, bizi eve yerleştirdiler. Evimiz çok güzeldi, 2 katlı dubleks, bir kız eviydi, örneğin jakuzi bile varken çaydanlık yoktu :) Bu benim ilk işimdi ve ilk günler inanılmaz yorucuydu. Tabii bir de Deadwood’un hayal kırıklığı olunca ilk birkaç hafta çok zorlandık. Ama sonrasında alıştık ve memnunduk. Bizler yalnızca birer "housekeeper" dık fakat otel müşterileri her gün selam verip “Nasılsın, bugün yoğun mu?” gibi sorular soruyorlardı. Bu da bizim için çok farklı geldi çünkü Türkiye’de hiç bir sebep yokken kimse kimseye selam vermez ki bu kişi yalnızca bir otel çalışanıysa..Üstelik otel yöneticilerimiz bizden memnun kaldıklarını ve seneye bizleri tekrar görmek istediklerini söylediler..Fakat tabii ki kültür olarak çok farklı..Birlikte yemek yeme, yorgun gelen arkadaşına yemek hazırlama alışkanlığı hiç yok ve baş parmağa yüzük takmak lezbiyenlik işaretiymiş :) Biz de yaklaşık 1 ay kadar sonra 2. iş bulduk. Suzan’la ben dönüşümlü olarak çalışıyorduk ve çalışmayanımız diğerine yemek falan hazırlıyordu çünkü çok yoruluyorduk ve onlarda böyle bir kültür olmadığı için baş parmakta da yüzük olunca saçma sorular aldığımız oldu :) Peki dil gelişimine faydası nedir? İlk günlerde ciddi  manada hiç bişey anlayamıyorduk. Yabancı bir arkadaş sürekli bize yazıp gösteriyordu. Okuduğumuzda anlıyorduk fakat söylediğinde anlayamıyorduk. Bir müddet sonra onların konuşma tarzına alıştık. Bir Amerikalı gibi konuşmamız henüz mümkün değil elbette ama listening ve speaking açısından oldukça geliştik. Amerika’ya gelmişken New York’u görmeden olmaz ve travel kısmını NY’da yapmaya karar verdik. İstanbul gibi çok kozmopolitan bir şehir ve çok elit zengin gösterişli yerleri olduğu gibi çok vasat yerleri de var, fakat gerçekten çok güzeldi. Görülmeye değer.. Ve artık yolculuk vakti; 27 ağustos! Türkiye’ye dönüş, özlem dorukta..Aksilik o ki hurricane ve tüm uçuşlar iptal, tüm toplu taşıma araçları iptal.. Görevli yok, ilgilenen yok, koskoca dünyayı yöneten Amerika’nın acizliğinin o an farkına vardık. Eskiden olsa bunu yapabilir miydim bilmiyorum ama Amerika’da 3 ay tek başıma kalabilmenin ve İngilizcemin yeterli seviyeye gelmesinin verdiği cesaretle 2 gün havaalanında kalabildim. Yatak ve yiyecek yardımlarıyla 2. gecemiz daha kalınası hale gelmişti :) Farklı şirketlerden bizim gibi Work and Travel öğrencileri çok fazlaydı ve herkesin bir hikayesi vardı. Onları dinleyene kadar aksilikler yaşadığımızı düşünsem de onlardan sonra gerçekten şanslı olduğumuzu anladım. O anlamda ADVİS Work and Travel’a ve size gerçekten teşekkür ederim. Henüz 20 yaşında ilk yurtdışı tecrübemdi ve macera dolu bir yazdı benim için.. Her şey için teşekkürler, çok güzeldi.."

Şimal Aysever - İstanbul Kültür Üniversitesi - Endüstri Mühendisliği