Work and Travel aslında ismine bakılınca insanları yanıltabilen bir programdır. Bu programın önemli çoğunluğu işte ve çalışarak geçmesine rağmen kendi kişisel düşüncem insana çok önemli bir deneyim kazandırdığı yönündedir. Öncelikle öğrencilerin bilmesi gereken en ufağından en büyüğüne her türlü bir sorunla bir yerlerde karşılaşacaklarıdır. Ben 2011 yazında New York eyaletinin Queensbury şehrinde Six Flags the Great Escape isimli çok büyük olmayan orta halli bir parkta calıştım. Yemek departmanındaki görevime ilk başlarda pamuk şeker yaparak başladım. Şaka değil, bir müddet hatta yediremedim kendime ilk başlarda... Türkiye'nin en iyi üniversitelerinin birinde İngilizce İşletme okurken bir anda kendimi pamuk şeker makinasının başında her yerim yapış yapış olmuş vaziyette görünce ilk başlarda yaptığım işten çok zevk almadım. Fakat ilk haftanın sonuna doğru kasiyer eğitimimi tamamlayıp insan iletişimine başladım. O zamandan sonra her şey mükemmel gelmeye baslamıştı. En güzel yanı müşterilerle sürekli konuşup şakalaşma imkanımın gerçekten baslamış olmasıydı. Yaklaşık 1 ayın sonunda üst düzey bütün supervisorlarla aram çok iyi durumda idi. Gün geçtikçe daha ağır işler veriyorlardı, mesela 1 hafta boyunca yürüyerek dondurma sattım, sırtımda bir çantayla. Ama Amerika kültüründe iş yapan insan eğer ki işini iyi yapıyor ise çok takdir ediliyor. Bu ağır çalışmalarımın ilk meyvesini lead mevkiine yükseltilerek yaşadım. Bu mevkide sorumluluklarım, maaşım ve çalışma saatlerim arttı. İki hafta lead olarak çalıştım. Sonra bana yeni bir teklifle geldiler. Bu teklif supervisor olmaktı. Anında kabul ettim. İşte o zaman yaptığım iş daha da keyifli bir hale büründü. Çünkü bir işletme ogrencisi olarak hiç bir stajda gelemeyeceğim bir mevkiye ulaşıp kendi özgeçmişim için mükemmel bir pozisyona ulaşmıştım. Supervisor olarak son bir ayım geçti ve inanin çalıştığım hiç bir süre boyunca işimden dolayı şikayetim hiç olmadı. Gelelim bu kadar terfinin altında yatan en onemli sebebe. Bu programa katılmayı düşünen arkadaşlarımın hepsinin İngilizce seviyeleri çok önemli. Etrafınızda kimse olmadan kendiniz bambaşka bir ülkeye ve kültüre gidiyorsunuz. İnsanlarla iletişim kuracak kadar değil bence daha iyi bir İngilizce seviyesine sahip olmaniz lazım. Bu arada 2012 senesi için de parktan teklif aldım ve aklımın bir köşesinde hep gitmeyi düşünüyorum. Travel kısmında ben Miami'ye gitmenin şansına vardım. Miami şu ana kadar dünya üzerinde gördügüm en mukemmel yerdi. Hayatımı orada geçirebilirim. Denizin rengi, sokaklardaki hayat, insanlardaki sıcaklik beni derinden etkiledi.Work and Travel her üniversite öğrencisinin mutlaka yapması gereken bir programdır. Bu programda hayata olan bakış açınız değişecek ve de bambaşka bir kültür, arkadaşlar tanıyacaksınız. Siz siz olun Türkiye’de evinizde bomboş bir yaz geçireceğinize, gidip Amerika’da eğlenceli ve kazançlı bir yaz geçirin derim.
Celal Berk Kılıç - Marmara Üniversitesi - İşletme